logo

reklam
25 Kasım 2013

CON TE PARTİRO

Tipik bir İtalyan’dı. Toskana’da dünyaya geldi. Hayalleri vardı.
Çok sağlıklı bir çocukluk geçirdiği söylenemezdi! Zaten 12 yaşında futbol oynarken geçirdiği kaza hayatını altüst etmişti! Artık KÖRDÜ! Gözleri görmüyor, sesiyle yaşıyordu! Aile ve mahalle baskısıyla Pisa Üniversitesi‘nde hukuk okudu! Hayat hiç de kolay değildi! Gözleri görmediği için değil, istediğini yapamadığı için…
Avukatlık yapmaya başlasa da boş zamanlarında barlara gidip sesini duyuruyordu! Evleneceği Enrica ile barda piyano çalarken tanıştı! İki çocukları oldu. Yürüyüşü hiç bitmedi!
İdollerinin peşinden gidip günün birinde başkalarının da kendisinin izinden gelmesini hayal ediyordu! Ünlü İtalyan rock yıldızı Zucchero’nun Luciano Pavarotti’ye demo parçası “Miserere”de eşlik etmesi için Bocelli‘yi ayarlaması şansın döndüğü andı! Sesiyle herkesi büyüledi! Herkes “Onun ruhu bu iş için yaşıyor!” yorumu yaptı. İtalya’da herkes ismini duymuş, öğrenmişti! Ama hedefleri vardı! Daha da büyümek istiyordu!
İşte tam bu sırada “Con Te Partiro” yani VEDA ETME ZAMANI eseriyle bir anda dünya starı oldu! Sarah Brightman ile seslendirdiği İngilizce versiyonu “Time to Say Goodbye” ile göklere çıktı! Ardından onlarca ödül ve hiç bitmeyen alkış sesleri geldi! Dünyanın en ünlü popçuları ya da rock sanatçıları ile DÜET yaptı! KÖR ADAM inançla yürümüş ve tarihini kendi yazmıştı…
ROMANZA isimli albümü ile 16 milyonluk satışa imza atıyor, her ülkede sesi yükseliyor, insanlar KLASİK müziği keşfediyordu! Bütün bunlar olurken Andrea Bocelli eski hayatına veda edip hayallerinin kapısını aralıyordu!
Sesiyle, GÖRMEDİĞİ halde gidip hayata hükmediyordu! Kördü ama görüyordu!
İtalyan BARONLARI üzerinden dünyada kendine SAYGIN ve ÖNEMLİ bir yer edinen bizim BARONUMUZ ise çok sevdiği BOCELLİ‘den ders almıyordu! Ünlü tenor görmeden doğru yolu bulurken bizim ki gördüğü halde doğru yolda kayboluyordu! Amaçsız ve gereksiz faaliyetlere kalkışıyordu! Siyaseti dizayn edip hem milli çizgide yürüyen Türkiye’den hem de bu yola baş koyan Erdoğan’dan kurtulmak istiyordu!
Yıllarca imza attığı olaylar yazılmadığı için çok rahat hareket ediyordu! Gazetecileri ve halkı çok da ZEKİ bulmadığı için tepeden bakmaya devam ediyordu!
Anadolu’nun İstanbul’a girişini kapatırken kurdukları MAHŞER dengesinin sonsuza kadar gideceğini sanıyordu!
Gördüğü halde görememek böyle bir şeydi! En tehlikeli görme bozukluğu buydu!
Ama o hala bunun farkında değildi!
Mustafa Sarıgül’den BAŞBAKAN yaratma sevdasına düştü! Daha önce de Kemal Bey için aynı duyguları taşımıştı! Deniz Bey’i gönderirken de eski dostluklarını bir çırpıda kaldırıp kenara atabilmişti! Öfke gözünü kör etmişti! Ne yapıp edip Türkiye’nin yürüyüşünü durdurmak istiyordu! Bunun için yapmadığı bir şey kalmamıştı!
Gücü sanılandan çok fazlaydı!
Biraz geri gidelim…
YURTBANK davasında Ali Balkaner çok fazla kişinin üstünde durmadığı çok ama çok önemli açıklamalar yapmıştı. Balkaner gazetelere fazla yansımayan itirafında “Hepimizin bağlı olduğu bir başkanımız var. 18 büyük aile bir havuz oluşturduk. Tüm ekonomi bunların elinde toplanıyor.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı (İMKB) manipüle eden kişi, bizim bağlı olduğumuz başkanımızdır. Tokyo Borsası’nda 800 milyon dolar kaybetti, bana mısın demedi”
diye konuşmuştu…

18 büyük aile EKONOMİYİ elinde tutuyor, her alanda bunların dediği oluyordu! Her konu için bir başkan seçiliyor ama sonunda son sözü bizim BARON söylüyordu!
Bu, İngilizler’in kurduğu sistemin ta kendisiydi!
Daha 1882′lerde İngiliz elçi ve büyük üstad Sir Alfred Sandison tarafından kurulan BÜYÜK KULÜP bu bağların temelini atıyordu!
Osmanlı’nın kanını emenlerin bir araya geldiği oluşum önce Cercle a`Pera 1884′te Cercle d’Orient, Cumhuriyet’ten sonra BÜYÜK KULÜP oluyordu!
Haliyle bizler buralarda nelerin konuşulduğunu, ne kararlar alındığını bilmiyor, sonuçları da doğru tahlil edemiyorduk!
OYUN BUYDU!


Türkler’in uyutulduğu, içinde milli menfaatlerin olmadığı çirkin oyun!

Bilmeden, istemeden içinde Türkler’in rol aldığı ama kazananın hep Londra olduğu oyun!
İşte bizim BARONLAR da yılların getirdiği alışkanlıkla yine kendilerinin kazanacağını sanıyor!
Alışkanlık ve KÖRLÜK yan yana!
Bu nedenle ismini bildiğimiz ama işlevini bilmediğimiz birçok ÖRGÜT Türkiye’ye kapak atmış durumda!
Zaten bazı oyuncular kadro dışı kalsa da 18 aile sayıyı artırarak yola devam ediyor!
Ülke dışına taşan ilişkileri tam gaz devam ediyor!
Büyük bir koalisyonla umutlarını SARIGÜL‘e bağlamış durumdalar!
Bunu neden ve niye yaptıklarını inanın anlamış değilim!
Ama aralarında MESAJ getirip götürenlerden öğrendiğime göre her türlü KART masada yan yana!
Daha önce de yazmıştım!
Birbirine benzemeyen ve kağıt üzerinde DÜŞMAN olması gerekenler Yeni Türkiye’ye karşı tek cephe!
İçinde Kemalist de, solcu da, sağcı da, dinci de var!
Renkleri tek tek yazmak isterim ama gerek yok!
Her geçen gün bu İTTİFAK ortaya çıkacak!
Eski BAŞROL oyuncularının düşüşünü görmek hiç de hafife alınacak bir durum değil!
BERLİN DUVARI‘nın yıkılması neyse bizim içimizdeki görünmeyen DUVARIN görünmeyen ustalarının yıkılması da aynı şey!
Tek bildiğim, çok az şey bildiğimiz!
Her gün taze bir başlangıçtır!
Tabii onlar için değil!
Ne diyor Bocelli…

VEDA ETME ZAMANI… Eski Türkiye’ye…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*

patent