logo

reklam
07 Mart 2014

Neden Başbuğ!

Neden Başbuğ!

Paralel yapı, dinlemeler, tapeler, takipler, antenler, özel yetiştirilen polisler, bir merkezden haber alan yargı mensupları, kripto cemaat üyeleri, medyanın içindeki ilginç koalisyon, atamalar, karalamalar, iddialar, inkarlar tozu dumana katarken yine her zaman yaptığımız hatayı yaparak BÜYÜK FOTOĞRAFI atlıyoruz!
Bir yanda yıkılmak ve düşürülmek istenen ERDOĞAN, diğer tarafta laik medya, iş dünyası ve irticanın odağı olan cemaat!
Ortada ise kaderlerinin nasıl yazılacağını bekleyen TÜRK ORDUSU! Özellikle 17 Aralık’tan sonra yaşananları ve geride bıraktığımız operasyonları alt alta getirirsek ve bir de aklımızı katıp “Ne hedefleniyordu?” diye sorarsak problemi kökünden halletmiş oluruz! Böylece kimlerle, hangi yollarla, nasıl mücadele edeceğimizi de anlarız! Çarpışmanın ANALİZİNİ yapmak düşmanı yok etmenin ilk adımıdır! Biz CUMHURİYET tarihi boyunca kiminle savaştığımızı bilemediğimiz için yenildik!
Sesin geldiği her yere yumruk sallayan KÖR boksör gibiydik! Yenilmemiz hiç zor değildi! Zaten gereğini de yaptılar!
Şimdi silkindik, tam ayağa kalkacakken yine çullandılar!
Bu operasyonu boşa çıkarmak için AKIL şart! Birlik olmak şart! Ve bazılarının anladığı gibi birliği dışarıda değil, içeride aramak da şart!
Bakın BALYOZ, YAKAMOZ, AYIŞIĞI, ERGENEKON ve ismini bile hatırlayamadığım birçok DARBE planı iddiaları ortaya atıldı. İpi dışarıda olan bazı gazeteler bütün bunları başarı gibi sundu!
Maalesef Ankara da servis edilen ve manşetlere çekilen bu haberlere inandı!
Devlet olarak yaptığımız ilk ve büyük hata buydu! Askerliğini onbaşı olarak yapan biri bile bilir ki ORDUDA, yani Genelkurmay karargahında, birbirinden habersiz, bağımsız, ilgisiz, bağlantısız BİRDEN FAZLA darbe grubu olmaz! Akla aykırı! Bu kadar grup nasıl olacaktı da Kara, Deniz, Hava kuvvetlerini harekete geçirecekti!
Kim kimi dinleyecekti! Madem hedef ERDOĞAN’dı, neden herkes bir yere toplanıp gelmiyordu! Neden başka başka isimler ve yerlerde organizasyon kuruluyordu!
Neden?
Çünkü hiçbiri doğru değildi de ondan!
Aklımıza hakaret edenler basının gücüyle yalanları büyük DOĞRU haline getirdi! Darbecilerle, cuntacılarla MİLLİ
ASKERLERİ
aynı sepete koydular! Ve bütün Türkiye bunu film tadında izledi!
Kimse çıkıp “Yahu darbe tarihimize bakın! Bir ya da iki kişinin bildiği darbe planları nasıl oluyordu da binlerce subaya intikal ediyordu?” diye soramadı! GARİPTİ doğrusu!
İşte bu soruların sorulamadığı zamanda Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ hiç de şık olmayan sözlerle içeri alındı! Bir savcı, göstermesi gereken asgari nezaketten uzak kalarak tutuklama istedi ve mahkeme de uygun buldu!
Peki ne olmuştu aslında?
Günlük yaşadığımız için, olanları bir ihtimal çok sonra görürüz! O da şansımız yaver giderse! İlker Paşa, 2003′ten sonra Amerika’da Erdoğan’ı ve hükümeti savunmuş bir askerdi! Ama onun hedefe gelmesinin nedeni başkaydı!
Hatırlayın! İlker Paşa, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra iki önemli çıkış yaptı.
2009′daki Harp Akademileri’ndeki konuşmasında “Din toplum için önemli. Ordu peygamber ocağı. Dinin önemini yadsıyamayız. Yıllardır Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst kademesi dinsiz, dine karşı gibi bir algı yaratılmak istendi. Silahlı Kuvvetler buna etkin şekilde karşılık veremedi. Bu kampanyaya en etkin duruş sergileyen, karşılık veren benim. Silahlı Kuvvetler hiçbir zaman dine karşı olmadı!” diye konuştu!
Bu PAŞANIN ilk büyük hatasıydı! İkincisi de hemen geldi!
Van’a giderek sokağa indi! Sokaktaki gençlerle, çocuklarla buluştu! Kahvede oturup Kürt halkıyla dertleşti! Onların karşısında olmadığını ve kardeş bildiğini hissettirdi! Bu ilkti! Genelkurmay Başkanı düşünmez ve Kürtler’e karşı gereğini yapardı! O makamdan istenen buydu!
Savaşması gerekirken neden BARIŞ vurgusu yapıyordu! Bu İlker Paşa ile Erdoğan’ın aynı SİYASİ çizgide buluşması anlamına geliyordu! Yani Türkiye’yi büyütmek için çırpınan Erdoğan orduyu da yanına alıyordu! Sonuç buydu! Ve hemen düğmeye basıldı! İlker Paşa içeri atıldı!
Amaç Silivri’de kontrol altına almaktı!
Çünkü İlker Paşa’nın fikirleri yeni ve başkaydı! Ama biz ideoloji çerçevesinden değerlendirme yaptığımız için rotayı ıskalıyorduk!
Aslında hedef BÜYÜK TÜRKİYE idi!
Yara aldırdılar! Hükümet ile ordunun arasının açılmasını sağladılar! Zaten bu arada kesintisiz herkes dinleniyor, izleniyor ve kayıt altına alınıyordu! Paralel yapı dediğimiz büyük bölümü içeride olan ancak DIŞARIYA çalışan yapı “İslam düşmanı bunlar!” diyerek hükümeti de kandırıp tehlike gördükleri askerlerin birçoğunu içeri attı! Sorgusuz sualsiz!
Bunun büyük bir operasyon olduğunu bir türlü duyuramadık! Türkiye’nin içine adım adım dinamit döşeniyordu! Asıl amacı ve fotoğrafı gören çok kişi yoktu!
Günlük yaşayıp günlük sonuçlara bakıyorduk!
Oysa karşımızdaki güç, 40 yıl önce İSLAM’ı referans alan bir yapılanmayı yeşertip, büyütüp ve akıl enjekte ederek üzerimize gönderiyordu! Bu görülemediği için Erdoğan’ın yanına gizlenen yapı hızla yol alıyordu! 17 Aralık’ta bu ortaya çıktı!
Ve ondan sonra gerçekte KARDEŞ olan yapılar birbirine sarıldı! İrtica ile mücadelenin kalesi olan CHP, cemaatle iç içeydi! Büyük yalan ortaya çıkmış, herkes “tüh be!” diyerek pişmanlığını dile getiriyordu!
Peki bu yapı nasıl ve ne amaçla gizli gizli ilerledi! Varacağı son yer neresiydi?
Bakın bu yapının arkasında Avrupa ve Amerika’daki İngiliz uzantıları vardı! En arkadaki PATRONLAR Kraliçe’nin adamlarıydı! Ama Amerikan pasaportu taşıyorlardı! CIA ve FBI’da da etkililerdi!
İngilizler arkada kalarak uzaktan ellerini sürmeden harika bir operasyon yürütüyorlardı! İşin sonunda MİLLİ
ASKER
tasfiye edileceği için içerideki PARALEL DARBEYE direnen kimse kalmayacaktı! Oyun başından beri böyle yazılmıştı! Çürüklerin yanına sağlamları da atarak ordu diz çöktürülecek ve Pensilvanya’da sadece emirleri uygulayanlar ülkeyi paketleyip BARONLARA verecekti! Verilen ülkede maalesef KÜRT KARDEŞERİMİZ olmayacaktı! Kürtler CHATHAM HOUSE’larda alınan karar gereği ayrı devlet kuracak ve ayrı düşecekti! Hem enerji hem de nüfus olarak zayıflayan Türkiye kimliksiz, iddiasız ve amaçsız bir yapıya dönüşecekti! Kürt devletini kuran İNGİLTERE, bizlerin patronu olduğu için üzerimizden hem petrole, hem gaza, hem de geçiş yollarına hakim olacaktı!
Cemaat medyası barış sürecine karşı manşetleri neden atıyor sanıyorsunuz?
Kürtler’i sevmediği için değil emir yüksek yerden geldiği için! İçlerinde bu oyunu gören yok! Olsa hiçbiri orada durmaz zaten!
Farkında olmadığımız çok önemli bir şey daha var! Dünya YAHUDİ MEDYASI Rockefeller ile Rothschildler’in kontrolü altındadır! Mesela efsane patron MURDOCH sadece ve sadece bir piyondur! Görünürde sahip o olsa da gerçekte patron bellidir! Öyle bir medya ağı kurulmuştur ki anlamak hiç ama hiç kolay değildir!
Bakın! Dünya Yahudi medyası iki ailenindir! Ama bilinmeyen ALTIN KURALI vardır! Bizim BARONUN da içinde olduğu birçok TÜRK PATRON bu medyalardan gizli gizli SEMBOLİK DE olsa HİSSE almak zorundadır! Bunun aksi düşünülemez! Bu onlara BAĞLILIK yeminidir!
Biz de birbirine benzemeyen medyalar da bu çerçevededir!
Neden bizim gruba saldırdıklarını bir daha düşünün! HAVUZ onlarındı!
Biz dışında kalmak istedik! Konu bu!
Türk’e ait bir şey istemiyorlar! İyi düşünün ve oyunu okuyun!
Hata yapmadan gitmemiz şart!
Türkiye imparatorluk olacak!
Engellemek isteyenlere izin vermeyin!
Sandıkta cevabı esirgemeyin!
Anlamazlarsa gereğini yaparız!
Hiç şüpheniz olmasın!

Share
#

SENDE YORUM YAZ

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*

patent