logo

reklam
19 Mart 2014

Sadede gelmek zordur…

40′lı yıllarda İstanbul’a gelen Temel, kavgada birini öldürür. Hakim karşısına çıktığında, ‘olayı anlat’ denilince, memleketinden yola çıkışından başlayıp mümkün olduğu kadar detaylarıyla yolculuğunu anlatmaya başlar.

Hakim başlangıçta biraz müsamaha gösterse de, birkaç celse geçtiği halde, her defasında baştan başlayıp, bir türlü İstanbul’a ve  olay yerine gelemeyen sanığa, ‘yeter artık, sadede (konuya) gel’ ihtarında bulununca, Temel ‘pşııık’ der; ‘sadede geleyim de asasınız beni değil mi?..’

Ortalık toz-duman. Operasyonlar, tape’ler, dublajlar, montajlar gırla. Dinlenen insanların sayısı akla ziyan. Bunlardan hangilerinin hakim kararıyla olduğunu anlayabilen beri gelsin. Dahası, kripto-mripto demeyip devletin en tepe noktasında bulunanlar bile dinlenmiş, fütursuzca hem de… Bütün bunların arkasında Fethullah Gülen’in başında bulunduğu yapının olduğu düşünülüyor.

Zaman’dan Ekrem Dumanlı’nın, Fethullah Gülen ile yaptığı ve büyük reklam kampanyalarıyla anons edilen röportaj, olup bitenlerin belki anlaşılacak olması açısından, heyecanla bekleniyordu. bütün bunları neden yaşamak mecburiyetinde kaldığımız anlatılacaktı herhalde.

Ancak ilk iki günlük bölümde henüz ‘sadede gelinmedi’.  Bundan sonrakilerde gelinip gelinmeyeceğini de beraberce göreceğiz inşallah.

Tefrika edilmekte olan röportajın akla getirdiği temel problem, ‘biz ve onlar’ mantığı. Kendisini ve beraber hareket ettiklerini bir tarafta, kalanları karşı tarafta gören; buradan hareketle de temel aldığı birkaç konuyu her şey kabul edip, dünyanın dönüşünü bunlarla izah etmeye çalışan bir zihin var ortada.

Fethullah Gülen röportajının şu ana kadar yayınlanan bölümünde, halen devam eden bir problemle ilgili olarak, ait olduğu tarafı kesinlikle haklı gören ve olup biten hemen her şeyi bu açıdan değerlendiren bir insanın söyleyebileceği şeyler var sadece.

Anlattıklarına bakılınca, bu günden geriye doğru bakılarak, mesela 28 Şubat’ta neler olup bittiği konusunda birtakım şeyler söylemenin, ne kadar da kolay olduğunu anlıyor insan.

O günleri an be an yaşayan, televizyonlardaki programları (hele hele Kanal D’de, Yalçın Doğan’la olanı) izleyen, gazetelerde yazılanları nerdeyse ezberlemiş olanlar, röportajı büyük bir şaşkınlıkla okumuş olmalılar.

28 Şubat’la ilgili şimdi anlatılanlara baktığımızda, malum yapıda o zamanlarda da bir tür ‘derinlik’ olduğunu anlamamak mümkün değil. Belli ki, dinleme işleri o zaman da varmış. Ama asıl ilgi çekici olan, şimdi hükümeti ve devleti karşısına almakta bir beis görmeyen birisinin, vaktiyle Erbakan Hoca’nın bir cuntaya karşı vermeye çalıştığı mücadeleyi ‘gereksiz’ olarak değerlendirmiş olması. Dumanlı sormadığı için olsa gerek, 28 şubat’ın ülkeye verdiği maddi zararlara hiç girilmemiş.

Sadede gelinmesi gereken esas konulardan birisi de 7 Şubat.

7 Şubat 2012 neyin nesiydi mesela?.. O günkü girişimin arkasında olunmadığını ya da aslında Başbakan ya da MİT Müsteşarı’nın hedef alınmadığını söylemek, yetersiz.

Tam da Başbakan’ın ameliyata gireceği saatlerde kotarılmaya çalışılan ve aslında bugün yaşananların ilk adımı olduğu bilinen operasyona o gün bu gündür sahip çıkılıyor çünkü.

7 Şubat’ın Barış Süreci’ni hedef aldığı açık. Barış Süreci’ne karşı çıkılma sebebi, belki Türkiye’nin Kuzey Irak petrolleri ile ilgili girişimlerini engelleme gayreti, belki de başka şeydi. Ama siyasetin konusu olması gereken bir hususun, nasıl olup da bir cemaatin ilgi alanına girdiği ve böylesi bir operasyona kalkışıldığı, izah edilmesi gereken önemli konulardan.

17 ve 25 Aralık keza… Ancak, anlatılanlara bakılırsa, kendiliğinden gerçekleşmiş birtakım gelişmelerle karşı karşıyayız ve Fethullah Gülen’in ve bağlılarının olumsuz olarak değerlendirilebilecek hiçbir şeyle alakası da yok…

Ancak: “Biz hep hukuktan yana, evrensel değerlerden yana olduk. Yine öyle olacağız. En zor anlarda taarruza maruz kaldığımızda bile hukuka saygıda kusur etmemek lazım” diyen birisinin; 17 Aralık’ta yapılan operasyonun hukuksuzluk kokan taraflarına hiç değinmemesi çok garip. Dahası, henüz mahkemeler karar vermediği halde, kendilerine operasyon yapılanları kesin suçlu kabul etmesi de…

Ekrem Kızıltaş – Haber7

ekremkiziltas@gmail.com

Share
#

SENDE YORUM YAZ

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*

patent